Avokado Soslu Makarna

Yeni yılın ilk yazısı bir yemek tarifi olsun dedim:)

Ben, börek, çörek yapmayı pek beceremem ya da daha doğrusu beceremem deyip işin içinden çıkmak galiba daha kolayıma geliyor. 🙂

Image

Vegan beslenme her zaman ilgimi çekmiştir. Hatta Stephan Tourles’in yazdığı Türkçeye “Çiğ Beslenmenin Enerjisi” adıyla çevrilen kitabın editörlüğünü yapmıştım. Kitaptaki bazı tarifler ülkemizde kolayca bulunacak malzemelerden oluşmadığı için o zaman o kadar da ilgimi çekmediğini hatırlıyorum. Bir süre sonra “ne yersek oyuz” sözünün gerçekten  doğru olduğunu gözlemledim ve mutfağımı mümkün mertebe katkı malzemesi barındırmayan yiyeceklerle doldurmaya çalıştım. İstanbul gibi bir şehirde, vakit darlığında bu her zaman mümkün olmamakla birlikte kızımın doğumdan sonra konuya daha da dikkatle eğilmeye karar verdim.

Kaynak göstermeden hareket etmeyi etik bulmuyorum. Tarifi cevizhane.org’dan aldım ama copy-paste yapmak yerine kendi kelimelerimle yazmayı tercih ediyorum.

Bade, kremalı makarnaya bayılıyor ama ben krema kullanmaktan çok hoşlanmıyorum. Avokado da yemesini istediğim için bu makarna tam bizlik oldu:

1 avokado (Avokado satın alırken orta yumuşaklıkta olmasına dikkat edin, çok sert olan avokadoyu birkaç gün bekletmeniz gerekebilir.)

Yarım limon (ben tam kullandım, tercihe bağlı olarak değişebilir)

2 kaşık zeytinyağı

3 diş sarımsak (Bade için biraz azalttım)

Yarım paket makarna (2.5 kişi için:)

Yarım çay kaşığı tuz

Karabiber

ve arzu ederseniz fesleğen ve süsleme için limon kabuğu

 

Makarnanın suyu haşlanırken  blender’da sarımsak, zeytinyağı ve limon suyunu karıştırıyoruz. Su haşlandıktan sonra 8-10 dakika pişireceğimiz makarnayı suya atıp üzerine tuz ekliyoruz. Bu sırada dilimlediğimiz avokadoyu blender’a ekleyip karıştırıyoruz. Sosun  krema kıvamını alması lazım. Haşlanan makarnaları süzüp -kimi vitamini kalsın diye az su koyuyor ve süzmüyor, aklınızda bulunsun- çukur bir kaba alıyor ve sosa iyice bulanması için karıştırıyoruz. Avokado dilimlendikten sonra saklanan bir yiyecek olmadığı için tüketeceğiniz kadar yapmanızda fayda var. Avokadoyla aranız olmasa da seveceğinizi garanti ediyorum:) Kremalı makarnadan farkı yoktu gerçekten. Cevizhane’ye tarif için teşekkür ediyorum ve değişik kaynaklardan görüp esinlendiğim tarifleri paylaşmaya devam diyorum!

Sıradaki hedef şekersiz brownie mesela;)

Image

 

 

Yenilenme ve Tazelenme Fırsatı

Geride kalan koca bir yıl daha. 2013’ü de geride bırakarak, yeni umutlarla yeni bir yıla başlıyoruz. Umarım hayat size güzel sürprizler hazırlar, sağlık, mutluluk ve huzur kavramları hayatınız yer eder.

Hayat bu sene bana güzel bir sürpriz hazırladı. İkinci bebeğimin yolda olduğunu müjdeledi. Düşünmediğim bir yola soktuğu gibi, hayatıma yeni bir yön verdi. Ben 2014 yılının ikinci haftası itibariyle ofis hayatıma bir süre ara verip, iki kızımla ilgilenmeye karar verdim. Yenidoğan kızımı emzirmek, Bade’yle daha çok vakit geçirebilmek için bu kararı aldım. Nasıl bir yıl beni bekliyor gerçekten hiç bilmiyorum. Hem korkuyorum hem de heyecanlıyım ve  bir an önce başlasın isterken, bir yandan da daha önce hiç deneyimlemediğim bu durumdan çekiniyorum. İki çocukla ilgilenebilecek miyim? Kendime ve eşime, bir çift olarak bize vakit ayırabilecek miyiz? Kızımın kardeşiyle ilişkisi nasıl olacak? Bunları hep yaşayıp göreceğiz.

Ofis hayatıma ara veriyorum demek, üretmeyeceğim, çalışmayacağım anlamına gelmiyor tabii ki. Kendimi toparladıktan sonra kitaplarıma geri dönmek, serbest zamanlı çalışmaya devam etmek istiyorum. Aslına bakarsanız ben hep bunu yapmak istiyorum ama bir nevi insan kendini güvence altına almak için bir ofis çatısı altında toplanmayı tercih ediyor.

Bu sene neler yaşadım diye göz attığımda;

  • İş değiştirdim.
  • Ailecek ilk tatilimizi yaptık. Antalya ve İzmir’e gittik.
  • Yılın yarısını hamile geçirdim.
  • Anneannemi kaybettim.
  • Spor ve sağlıklı beslenme hayatımda iyice yer kapladı, artık benim için olmazsa olmaz haline dönüştü.
  • Dostlarımın bebekleri oldu.
  • Güzel filmler izledim, müzikler dinledim, güzel yemekler yedim.

 

Bade;

  • Yürümeye başladı.
  • Suyla tanıştı.
  • Konuşmaya başladı.
  • Yemek konusunda tercihleri netleşti.
  • İlk öpücüğünü anneannesine verdi:)
  • Bir sürü dişi daha oldu.
  • Doya doya anneciğim, babacığım dedi.
  • ve abla olacağını öğrendi. Şimdilerde karnımla konuşuyor.

 

Ve şimdi de 2014 dileklerim:

En başta kızım Deniz İpek’in sağlıkla doğmasını, Bade Bahar’ın sağlığını ve mutluluğunu, eşimin sağlığını ve işinde yükselmesini diliyor ve kendim için de sağlık, sabır ve üretkenlik talep ediyorum. Her işin başının sağlık olduğuna inandığım için bu benim olmazsa olmaz dileğim aslında.

p.s: 2011 yılından beri yeni bir ülke görmedim sevgili Noel Baba, rica etsem haneme biraz da seyahat yazabilir misin?

Ülkemizde olan bitene kayıtsızım sanmayın, ben isterim ki bu blogu okurken kafanız dağılsın, okuduğunuzdan zevk alın.

Bu yazıyı okuyan herkesi sevgiyle kucaklıyorum! 2014’te bol bol paylaşım dileğiyle! Image

 

Gebelikte Hangi Egzersiz Rutinlerini Takip Ediyorum?

Not: Yoga ya da pilates eğitmeni değilim. Bu yazı tamamen kendi deneyimlerimden yola çıkarak yazılmıştır. Herhangi bir spor programına başlamadan önce doktorunuza mutlaka danışmalı ve alışık olmadığınız bir şekilde bedeninizi zorlamamalısınız. Unutmayın ki hamilelik dönemi bir yarış değildir. Kendinizi “iyi hissetmek” ana hedef olmalıdır.

Merhabaaaaa!!! Hamileliğimde son trimester‘a girmiş bulunuyorum. 28.haftayı devirdik, hatta 29.hafta kapıyı çalmak üzere. Günlük işlerimin tamamını yapabiliyor, rahatça oturup kalkabiliyor ve gece yarısı kramplarından uzak güzel bir uyku çekiyorum. Bade’ye hamileyken geçirdiğim hamilelik döneminden oldukça farklı hissediyorum. Farklılıktan kastım sadece aynada ya da tartıda gördüğüm değil. Hamileliğin keyfine varıyor, endişelerden uzak bir dönem geçirmeye çalışıyorum.

20 aylık bir kızınız ve tam zamanlı çalıştığınız bir ofis hayatınız varken, canınız istediği zaman dinlenemiyorsunuz. Bu sebeple ilk hamileliğime göre kendimi daha az “şımartabileceğimin” farkındaydım. Nitekim beklediğim gibi oldu. Bu sefer daha aktif olmak zorundaydım. Hamileliğin ilk döneminden itibaren doktorumundan egzersiz onayı alarak araştırmalara başladım. Malum hamilelikte spor konusunda birçok Türkçe kaynağa ulaşabilirsiniz ama “nasıl” spor yapılabileceği konusunda Türkçe kaynaklar doyurucu değil. Bu sebeple ilk durağım Youtube oldu. Hamileliğin başlarında birkaç egzersiz programı buldum. Benim gibi zaman bulamayanlar için harikaydı. 10 ile 20 dakika arasındaki videolarla başladım. Hemen her gün orta tempoda en az 20 dakika koşu bandında yürüyüş yaptım. (Koşu bandı, benim de pek sevdiğim bir alet değil ama ancak  Bade uyuduktan sonra spor yapabildiğim günlerde hayat kurtarıyor. Odanın yürüyüş öncesinde, sırasında ve sonrasında iyi havalandırılmasına dikkat edin.)

13.haftayla birlikte 20 dakikalık egzersiz rutinini değiştirmeye karar verdim ve Youtube’da Lizbeth Garcia’yla tanıştım. 10’ar dakikalık 5 setten oluşan pilates programı tam bana göreydi. Hamilelik sırasında yapılan egzersizler genelde rahatlamaya yöneliktir. Hamile kalmadan önce aktif spor yapan anne adayları bu programları yeterince zorlayıcı bulmayabilir. Lizbeth Garcia ile 10 dakikalık hamile pilatesi istediğim gibiydi. Vaktim yoksa 10×2 yaptım, vaktim varsa ve canım istiyorsa tüm programı uyguladım. Mrs.Garcia’nın da belirttiği gibi egzersiz yapmadan önce mutlaka vücudunu dinlemeli ve kendinizi  zorladığınızı düşündüğünüz yerde bırakmalısınız.

10 Minute Solution Prenatal Pilates with Lizbeth Garcia

Image

İhtiyacınız olan:

Pilates matı

İki dumbell (1-3 kg arası)

Büyük bir yastık

Avantajları:

  • 10 dakikalık her birinin ısınma ve soğuma  bölümlerini de içermesi.
  • Dar vakitte  uygulanabilmesi
  • Farklı kademeler içermesi (standing pilates,core pilates, pilates for buns and thighs, total body pilates ve pilates for flexibility)
  • Ücretsiz olması
  • Lizbeth Garcia’nın çekim sırasında hamile olması
  • Image

 

Dezavantajları:

  • Bazı hareketlerin geçişi 10 dakikaya sığdırılabilmesi için çok kısa tutulmuş, ilk yapışınızda eğitmeni yakalamak zor oluyor.
  • Total Body pilates, setin içinde en zorlayıcı olanı. Eğer ağırlıkla çalışmaya alışık değilseniz yarım kiloluk dumbelllar ile bile başlayabilirsiniz
  • Core pilatesteki bazı hareketler 20.haftadan sonra tavsiye edilmiyor. Sırtüstü yatıp karın çalışmak sizi rahatsız hissettirirse kesinlikle yapmayın.

 

 

Prenatal Yoga Routine wih Lara Dutta

Image

Lara Dutta, Hint asıllı Amerikalı bir aktrismiş. Ben de ismini yeni duydum. Hint aksanlı İngilizcesi ve rahatlatıcı sesiyle bence harika bir yoga rutini. Yatmadan hemen önce yaptığım 30 dakikalık bu yoga seansı uyumanıza yardımcı olacağı gibi, bilgisayar başında ya da ev işleriyle zorlanan omurganızı rahatlatıyor. Yogayı diğer egzersizlerin yanında haftada 2 gün uygulamaya vakit bulabildiğim için başka bir program aramadım. Size de tavsiye ederim.

Image

Avantajları:

  • Anlaşılır, temiz hareketler
  • Isınma ve soğuma hareketlerini içermesi
  • Rahatlatıcı ve huzur verici bir ses
  • Ücretsiz olması
  • Lara Dutta’nın çekim sırasında hamile olması

 

Dezavantajları :

Yok diyebilirim. Oldukça işe yaradı. Daha önce hiç yoga yapmamışsanız bile başlayabilirsiniz.

 

Sara Haley “Expecting More”

Image

Strong, Fun and Sexy! Kızıl saçlı fit anne, Reebok master trainer’ımız Sara Haley, kesinlikle denediğim en iyi hamile egzersiz programına sahip. 6 farklı programdan oluşan “Expecting More” DVD’si hamilelik öncesinde de aktif olarak spor yapan anne adayları için birebir. Online izleme şansınız olmadığı için ya DVD’sini sipariş edeceksiniz ya da kargodur, gümrüktür bekleyemem derseniz hepsini parça parça web sitesinden indireceksiniz.

İhtiyacınız Olan:

Pilates Matı

İki dumbell (1 ila 3 kg)

Kolçaksız sandalye

Avantajları:

  • En kısa program 26 dakika vve 8 dakikalık ısınma ve 8 dakikalık soğuma bölümlerinden oluşuyor.
  • Eğer spor yapmaya alışıksanız, sadece bedeniniz rahatlamayacak aynı zamanda gerçek bir kardio egzersizi yapmış olacak ve ter atacaksınız.
  • “Sweat Strong Up” ile kollarınızı, “Sweat Strong Down” ile bacak ve kalçanızı çalıştırabilirsiniz
  • “Synergy” bölümünde ( 8 dakika ısınma + 45 dakika kardio egzersizi + 8 dakika soğuma) Sara Haley’nin iki farklı asistanı egzersizin modifikasyonlarını gösterdikleri için zorlandığınız yerde farklı şekilde uygulama yapabilirsiniz.
  • Programlardan birini indirdiğinizde 9 aylık spor programını da görebilirsiniz.
  • Sara Haley’nin çekim sırasında hamile olması
  • Size kırılacak bir vazo gibi davranmayıp, hamile bir kadının da seksi ve formda olabileceğini hissettirmesi

Dezavantajları:

  • Ücretli (Bölüm başı 10 ila 15 Dolar ama bence kesinlikle değer, bir kere bu ücreti ödeyip videoyu indiriyorsunuz.)
  • Daha önce spor yapmadıysanız “Synergy” ile başlamayın. DVD’nin en zorlayıcı bölümü.
  • Programı satın almadan önce bölümlerin içeriği hakkında çok detaylı bilgiye ya da kısa bir özetine ulaşamıyorsunuz. Youtube’da programın genel olarak anlatıldığı bir bölüm var. (Bu konuda bana danışabilirsiniz ya da İngilizce bilginiz yeterliyse yabancı kaynaklardan bilgi edinebilirsiniz)
  • “Synergy” bölümü için geniş bir odaya ihtiyacınız var.

Image

 

Tüm bu programları tek başınıza doğru bir şekilde uygulayabilmek için başlamadan önce mutlaka bir kez izlemenizi öneririm. Tek başına motive olmak zor olabilir kabul ediyorum, bu sebeple mutlaka yapmaktan zevk aldığınız, hoşunuza giden ve sizin için uygulanabilir egzersizi seçin. Örneğin koşu bandında yürüyüş yapmak zor geliyorsa  ve keyif vermiyorsa, imkanınız  da varsa yüzün. Pilates ya da yoga yapmak istiyor ama tek başınıza motive olamıyorsanız grup derslerine katılın. İmkanınız ya da vaktiniz yoksa bile mümkün olduğunca fazla hareket etmeye çalışın. Unutmayın siz hasta değil, hamilesiniz. Bu dönemin keyfini sürün! Kendinizi ve bebeğinizi dinleyin.

 

 

 

Son Trimester’dan Önce!

Eveet, 26. haftadan bildiriyorum. Burası şimdilik halen iyi. Belimde ufak tefek sızlanmalar ve uzun süre bilgisayar başında oturamamalar başladı. 32.haftaya kadar ofiste olacağımı düşünürsek, bu dönemde sık sık ofis içinde volta atarken görülebilirim.

Geçen hafta 780 gr. ve 31 cm olan kızımı gördüm. Her şey haftasına uyumlu gidiyor çok şükür. Şeker testini başarıyla atlattım. Hatta muayene günü değil de ertesi gün teste gireceğimi zannederek uzun zamandır yapmadığım bir şeyi yaptım ve şirketin kahvaltılı toplantısında açma, makaron, kanepe gibi bilumum şekeri yükseltecek gıdalar tükettim ve doktordan önce hiç hayır diyemediğim Starbucks’un Toffee Nut Latte‘sini yağsız süt ve kremasız sipariş etsem de bir güzel içtim. Tabii doktorum, “Aç olmana gerek yok, şimdi de kan verebilirsin,” deyince, umarım şeker çıkmaz diye düşündüm. Neyse, bu kadar yüklenmeye çıkmadıysa zaten yoktur. Gebeliğin başından beri yaptığım düzenli egzersiz ve abur cuburlardan mümkün olduğu kadar kaçınma politikamın da katkısı vardır diye umuyorum. Fakat gelin görün ki, iki gebeliği arka arkaya geçirmem ve vitaminimi aksatmamdan ötürü demir ve B12 depom epey boşalmış. Günde 2 kez demir ilacı, vitamin, gün aşırı kalsiyum desteği, haftada 2 gün yeşil mercimek yemeği ve her gün yemem gereken zeytinyağlı semizotu da menüme dahil oldu.

Şimdilik kararlılıkla vitaminlerime devam ediyorum ama maalesef ilaç kullanma konusunda berbatımdır. Sürekli unutur ya da atlarım. Tabii bana kalırsa bu takviyeleri besinlerden alabilmek en iyisi ama özellikle ofis yaşamında her an her istediğini yemek mümkün olmuyor. Sabahları biraz hızlı bir rutinimiz var. 7’ye doğru kalkıyoruz, Bade’yi kaldırıyoruz, giydiriyoruz, sabah sütünü içiyor, bu arada ben şirkete götürmek üzere kahvaltı tabağımı hazırlıyorum ya da biraz vaktim varsa hemen yağda 2 yumurta yiyorum. (Bu arada yumurtayı da gün aşırı tüketmem gerekiyormuş). Eşimle Bade’yi indiriyoruz aşağı ve asıl gün bizim için başlıyor. 8 gibi şirkette oluyorum, akşam 6’da evdeyim. Eğer Bade o gün annemdeyse, baba-kızın gelmesi trafik yüzünden 8’i buluyor. Ben de ev işleri, yemek ve sporla bir dakika bile oturmadan onların gelişini bekliyorum. Belki kendine bu kadar yüklenme diyeceksiniz ama  spor için başka zaman yaratmam zor oluyor. Annem bizdeyse o gün, Bade yattıktan sonra – ki bazen 10’u buluyor- spor yapıyorum. Spor için bahaneler tükenmez çünkü. Hemen hiçbir zaman da “Şu anda hiç işim yok, spor yapabilirim,” durumu olmuyor!

Egzersiz & Kilo Alımı

26.haftaya girerken 7 kg aldım. Az da değil hatta bazılarına çok gelebilir (normal kilo alımı içinde devam ediyorum aslında) ama gene altını çiziyorum spor sayesinde daha az almış görünüyorum. Hatta ilk fırsatta, ilk hamileliğimde ve bu hamileliğimde aynı haftalarda çekilen fotoğraflarımı ekleyeceğim. Spor rutinim içinde mutlaka en az 30 dk.’lık tempolu yürüyüş, 30 ila 40 dk. arasında  hamile  yogası ya da  pilatesi yer alıyor. Haftada 5 gün yapmaya gayret ediyorum. Bu sayede günlük bel ağrılarımdan kurtuluyorum, daha huzurlu uyuyorum. Hareketlerimde özgürüm. Normal doğum planlarım içinde maalesef yer alamasa da, ne şekilde doğum yapacak olursanız olun mutlaka egzersize yer vermenizi şiddetle tavsiye ediyorum. Hatta bunu hamilelik dönemi ve sonrası diye ayırmamak lazım. Bu zamanla gelişen bir alışkanlık ve bu disiplini elde ettiğinizde spor yapmadığınız günler kendinizi rahatsız hissediyorsunuz. Gene de tek başıma bu disiplini sağlayamam diyorsanız profesyonellerden yardım almanızı tavsiye ederim. Büyük şehirlerin hemen her yerinde hamile yogası& pilatesi bulabilirsiniz. Normal spor salonlarında hamilelere uygun programlar pek bulunmuyor. Bunun için daha butik merkezleri araştırmanızda fayda var. İnsanoğlu tüm gün arabada, evde ya da bilgisayar başında ofiste oturmak üzere yaratılmamıştır. Vücudumuz hareket ister. Bunu hiç aklınızdan çıkartmayın. Yoksa bu gidişle “Wall-e” animasyonundaki ince kemikli, bol yağlı insanlara döneriz:)

wall-e

Günlük Menüm

Tabii ki iş sadece sporla bitmiyor. Hatta fit olmanın sırrı %80 ne yediğimizle ilgili. Kendimi hamburger, pizza, makarna ve pirinç pilavından mümkün olduğunca uzak tutuyor ve paketlenmiş gıda almamaya çalışıyorum. Tabii ki Dr. Canan Karatay gibi “köye gidip alın” demeyeceğim zira şehir yaşamında bunun sürekli hale gelmesi pek mümkün değil! Bu yüzden iyi bir beslenme alışkanlığı, sürdürülebilir olup olmasıyla yakından ilgilidir. Örneğin, süpermarkete gitmiyor muyum? Evet, tabii ki. Maalesef yakınlarda gidebileceğim organik pazar mevcut değil. Mümkün olduğunca erken gidip, yeni gelen sebze ve meyvelerden seçiyor, internetteki yaratıcı yemek sitelerinden hatta Pinterest’ten ilham alıyorum. Yemeğe çorbayla başlamaya özen gösteriyorum. Özellikle de kış aylarında tarhana çorbası favorim. Et varsa yanında mutlaka salata ve yoğurt tüketiyorum. Tuzu az kullanıyorum. Meyveyi abartmıyorum. Benim hatam az et yemem. Zaten kan sonuçları da bunu gösteriyorJ Eti biraz arttırmak planlarım arasında. Haftada bir gün de, canım tatlı çektiyse yiyorum. Sonuçta hayatın tatlı kaçamaklarından da kendimizi bütünüyle soyutlamamak gerek. Bir günde kilo vermediğinize göre, bir günde de alamazsınız! Özellikle bir arkadaşla tatlınızı paylaşmak en güzeli!

Aman Tanrım 24 mü?

 

Aklımda yığınla yazacak konu olmasına rağmen vakitsizlikten yazamıyorum. Aslında birçok şey yapmak istiyorum ama birçok planımı 32.hafta ve sonrasına erteliyorum. Haftaiçi zaten su gibi akıp gidiyor, sabah karanlıkta evden çıkıp, karanlıkta eve giriyorum. Bu sebeple öğle tatilinde azıcık güneş görsem hemen kendimi dışarı atıyorum ve yemek sonrası oto sanayinin içinde çalışıyor olsam dahi bir tur atıyorum.:)

Evet, bu haftaya kadar bir sıkıntı yaşamadan geldim çok şükür. Ayrıntılı ultrasona Bade’ye hamileyken girmemiştim ama bu sefer girmek istedim. Bir nedeni yok aslında, doktorum da seçimi bana bırakmıştı. Kızımın yüzünü birazcık gördüm çünkü elleriyle yüzünü kapatmıştı:) Her şeyin yolunda olduğunu öğrenip derin bir oh çektim.

Geçtiğimiz hafta sonu anneannemi kaybettik, hastaydı ve 87 yaşındaydı ama gene de insan sanki hiç ölmeyecekmiş gibi düşünüyordu. Sıralı ölüm olduktan sonra insan daha kolay atlatıyor galiba. Annem, dedemin vefatına göre daha metindi çünkü dedem ani bir kalp krizi sonucu vefat etmişti.

Ve benim asıl sorunum gene işe gitmek istememem…Ne oluyor bana hamilelik hormanları mıdır bilinmez ama o kadar ağır çalışıyorum ki kendime bile kızıyorum. İki ay daha sabretmem gerek izne çıkabilmek için. Evde de 3 günden sonra sıkılacağımı bile bile gene de o gün gelsin istiyorum.Bu sefer geçen sefer olduğu gibi “Sağıma yatayım, soluma yatayım, ay bir dizi daha izleyeyim,” de diyemem. Neticede çığlıklar atarak koşan, top oynamak isteyen ve “Anne kucaaak” diye bağıran bir minnak var evde.

Henüz pek ağırlaşmadım. Hamilelik yaşamımı kısıtlamadı diyebilirim. Halen Bade’yi kucağıma alıyorum, haftada 5 gün 1 saatlik sporumu yapıyorum, gereksiz kaloriden uzak durmaya çalışıyorum ama tabii ki gene de kaçınılmaz olarak kilo alıyorum. Kızımın zaten haftasına göre biraz ağır olduğunu öğrendik, en azından o alıyor diye düşünüyorum. Tabii bunlar kıymetli haftalar, 28’den sonra kimse durduramıyor beni tecrübeyle sabittir:)

Image

Ehmm…Bu da günün fotoğrafı olsun. Ofiste makyajsız halimle, biraz bezmiş:) Üzerimdekilerin hiçbiri hamilelik kıyafeti değil, pantolonu giyebilmem Belly Band sayesinde.

Biraz daha sık yazmaya gayret edeceğime söz vererek, benden şimdilik bu kadar der ve çekilirim.

Kızımın doğumu için aklımda süper planlar var, biraz yaratıcılığımı konuşturacağım. Bu detayları da gün yaklaştıkça paylaşırım.

 

 

Yolu Yarıladık: 20.Hafta

 

Günlük koşuşturma içinde kızıma doyamadığım hafta sonları hızlıca akıp giderken, artık kıpırdadığını hissettiğim bebeğimin varlığıyla hamileliğe yeniden adapte oldum.

Çıktı çıkacak diye her gün gözlemlediğim karnım artık hamile olduğumu herkese ilan ediyor. 20.haftalara merhaba dedik ve cinsiyetimiz de belli oldu: bir kızımız daha oluyor! Sağlıklı olması çok önemli fakat itiraf edeyim gönlümden de kız geçiyordu. Belki kızım olmasına alıştığımdandır. Tabii Bade Bahar’a hamileyken önce erkek zannediyorduk ve bu sefer, emin olmak için doktor ikinci defa kız olduğunu söyleyene kadar haber vermek için bekledik.

Kızımın yeni doğan kıyafetlerinin çoğunu ihtiyaç sahiplerine verdiğim için her şeye yeniden başladım ve ilk aylarda gerekenleri nasıl bu kadar çabuk unuttum diye düşünüyorum. Hamilelik çantasında ne bulunmalı başlıklı konuları tekrar okumam lazım. Puset, ana kucağı, oyuncaklar, bebek telsizi, göğüs pompası, sterilizatör –bu sefer gerekmeyeceğini umuyorum-  gibi ihtiyaçlar neyse ki yerli yerinde duruyor da onları tekrar almama gerek kalmayacak.

Geçen sefer olduğu gibi çikolata ve cipse düşkünlüğüm var ve bu sefer bu durumu kontrol altına almak için çaba sarf ediyorum. İki yıl önce bu konuda kendimi hiç frenlememiş, hiç egzersiz yapmamış ve kar sebebiyle eve kapandığım günlerde hamur işi ve tatlı konusunda kendimi geliştirmiştim. Tabii sonuçta doğum sonrasında kendimi spora vererek toparlamıştım. İkinci hamileliğimde birçok açıdan daha tecrübeliyim ve bu da kontrol etmemi daha kolaylaştırıyor. Artık hamileliğin, her şeyi yiyebileceğin bir dönem olmadığının fazlaca bilincindeyim. Arada kaçamaklarım tabii ki oluyor, sonuçta robot değilim ama mümkün olduğunca az ve sık porsiyonlar tüketmeye, kaçamak yapsam da yapmasam da haftanın 5-6 günü 45 dakikalık yürüyüş ve pilates programını uyguluyorum. Kilo alıyorum almasına ama sporun etkisinden olsa gerek iki yıl önceki hamilelik pantolonlarım üzerimden düşüyor. Bu sefer hamilelik pantolonu almamaya kararlıyım. Bir tane siyah tayt aldım, tuniklerle kombinliyorum, elbise giyiyorum ya da pantolonlarımı düğmesini iliklemeden hamilelik bandıyla kullanıyorum. Bir daha giymeyeceğimi umduğum hem demode hem de pahalı kıyafetlerden almaya niyetim yok. Anlayacağınız bu kış aylarında oldukça ekonomiğim tabii ne giyeceğim diye düşünmeme çok gerek kalmıyor ve işe giderken ya da dışarı çıkarken hızlıca hazırlanıyorum.

Kahve içmek benim için alışkanlık, kısıtlamakta zorlanıyorum ama doktorumun onayıyla günde iki fincan içiyorum. Genelde Türk kahvesi ve bir fincan filtre kahveyle günü kapatıyorum. Çayla aram zaten hiç yok fakat zaman zaman bitki çayı içiyorum.

Bade Bahar 18 aylık oldu, büyüyen karnıma ilgiyle bakıyor, kardeş ve bebek kelimelerini öğrendi, karnıma dokunarak “kardeş” diyor ama ne kadar bilinçli söylediği malumJ  Bu aralar istediği bir şey olmadığı anda ayağını sertçe yere vuruyor veya bağırıyor. Zor bir dönem zaten bizi beklerken, yeni bir bebekle işleri bir süre yoluna koymaya alışmakta zorlanacağımı tahmin ediyorum ama bir yandan da yaşamın getireceği yenilikleri kucaklayacağım anları dört gözle bekliyorum.

 Image

 Bendeniz 19.haftamın sonunda.Bu göbek biraz daha büyüdü bile.

 

Emzirme Semineri Üzerine

Emzirmek, anneler için zaman zaman komplike bir durum haline gelebiliyor. Bazı durumlarda doğal bir akış içinde rayına otururken, bazı durumlarda zorlamak ve sabretmek gerekiyor. Ben maalesef şanssız azınlık gruptanım. Doğumdan sonra doğal bir şekilde olacağını zannettiğim emzirme deneyimi bir kabusa dönüştü. Bade, emmek istemiyordu ve benim sütüm yoktu. Hastanede epey zorladık ama ikinci gün, hastane tipi pompayla çekmeye çalıştık. Gene de olmuyordu. Çıkan süt ağız sütüydü ve çok çok azdı. Hani eser miktarda derler ya, öyleydi.

Eve çıktık, durum düzelmedi. Sezaryen sonrasında biraz gecikme olacağını duymuştum ama gelen giden pek bir şey yoktu. Bade morarana kadar ağlasa bile zorladım ve memeyi kabul ettirdim ama tek memeyi. Bade emiyordu ama hala süt yoktu. Pompayla da deniyordum ama maalesef 5 cc bile anca çıkıyordu. Çevremdekiler telkinde bulunuyordu, şunu ye, bunu yap diye ama yok yok yoktu hiçbir şey. Ne yapacağımı bilemedim ve ne çıkarsa kardır diye Bade’yi emzirmeye veya mamasına çıkan sütü eklemeye devam ettim. 40 günün sonunda süt tamamen kesildi ve bizim emzirme serüvenimiz hüsranla sonuçlandı.

İstatistiklere bakılırsa 1000 anneden 998’i süt üretmeyi ve emzirmeyi başarıyor. Yani oldukça doğal bir durum ama bazı püf noktalara dikkat etmek gerektiğini ve süreci en başından doğru bir şekilde ele almak gerektiğine inanıyorum. Bizim yaptığımız en büyük yanlış sütüm gelmeyince Bade’ye biberonla mama vermek oldu. Her ağladığında emzirmeye çalıştığım halde, sütün yeterli gelmemesi Bade’nin çabucak mamayla doymasına yol açıyordu. Tabii bir de doğumdan sonra yaşadığım şok da psikolojimi etkiledi. Eve döndüğümüzde hem çok mutlu hem de ne yapacağını bilemez bir halde, dikiş ağrılarıyla baş ettiğimi hatırlıyorum. Aslına bakarsanız lohusalık süreci benim için en azından ilk 10 gün kabus gibiydi. 15.günün sonunda biraz daha rahatlamış ve dışar çıkar hale gelebilmiştim. Doktoruma gitmek için evden çıkıp metobüse bindiğim zaman çok mutlu olduğumu hatırlıyorum. Kısacası lohusalık, bitmesini dört gözle beklediğim nahoş anılarla dolu bir süreçti.

İkinci bebeğimde, doğum sonrası sürece daha çok hakim olmak ve istemediğim bir şey yapılmamasını sağlamak amacıyla annemi, eşimi ve doğum esnasında yanımda olacak herkesi tembihlemeyi düşünüyorum hatta telkinlere de başladım bile. “Sakın hemen mama vermeyin” , “Gereksiz insanları odadan çıkartın”, “İlk günler misafir kabul etmiyorum” gibi. Belki bu tutum size biraz sert gelebilir ama anne-bebek arasındaki o bağın kurulması için bazı durumlara müdahele etmeniz şart.

Geçtiğimiz cumartesi Bade’yi babaya emanet edip Bostancı’da bulunan Hello Baby mağazasında Piyon Emzirme Danışmanlığı’nın düzenlediği Emzirme Semineri’ne katıldım.

*İlk yarım saat içinde bebeğin emzirilmesi gerekli.

*Bebeğin direkt meme ucuna götürülmesi yerine, memeye yaklaştırılması ve sürecin doğal bir şekilde işlemesi önemli.

* Mama vermek gerekirse kaşıkla ya da feeding cup denilen besleme kaplarıyla verilmesi biberona alışmaması açısından faydalı olur.

* İlk günler meme ucunuz yara olursa koruyucu uç kullanmakta fayda var.

*Memeniz ilk başlarda kanarsa bile emzirmeye devam edin çünkü sizin vücudunuzdan bebeğinize geçecek zararlı bir şey yok.

*Bol su için. Hamur işi ve tatlı süt yapmaz, yalnızca kilo yapar.

*İlk günlerde bebeğinizin midesi bir pinpon topu kadardır. Bu sebeple kısa süreli emse bile doyacaktır.

* Bebeğinizle iletişimizin en iyi seviyede olması için emzirirken sizin de rahat olmanız gerekmektedir. Bu sebeple psikolojik açıdan iyi hissetmeniz, sakin ve rahat bir ortamda emzirmeniz önemlidir.

Ben bu seminerde aldığım notlara çok şaşırdığımı söyleyemem tabii ki ama gene de kendi hatalarımı fark etmem ve ikinci lohusalığa psikolojik olarak alışmam açısından kendimi daha iyi hissettim. Sonuçta her şey beyinde bitiyor fakat hiçbir şey dünyanın sonu değil bunu da unutmamak lazım. Eğer yazımı okuyan ve benimle aynı durumu paylaşmış olanlar varsa şunu hiç unutmasınlar: Emzirmek ya da emzirmemek anneliğin ölçüsü olamaz. breastfeeding

My Gym Deneyimi

Cumartesi günü yolumuz evimize yakın olduğu için sıklıkla tercih ettiğimiz BuYaka AVM’ye düştü. Bade’yle tek başıma olduğum ve büyüyen karnımla idare etmekle zorlandığım için  o gün açılışı yapılan MyGym’e götüreyim dedim. Daha önce duymuştum ve Bade küçük olduğu için pek ilgilenmemiştim. Gerçi halen oyun grupları için küçük olduğunu düşünüyorum.

Fikir güzel fakat hiçbir şey anlamadım yaptıkları tanıtımdan.

Birincisi, çok kalabalıktı. Kim kime dum duma bir durum vardı. Ben de bize kimse ilgi göstermeyince kızımı hemen her yuvada bulanabilecek oyuncakların bulunduğu bir oyun odasına soktum. Kızım bir süre oynadı, hoşuna gitti. Arkamızdan başka veliler de çocuklarıyla girdi. Sonra bir kız geldi, ki salona çıplak ayakla girmişti, hadi artık çıkalım dedi. Tamam dedik, haklılar. Çünkü içeri giren uzun süre kalırsa diğerlerine haksızlık olabilir.

Daha sonra karşı tarafa geçtik.Burada da gym alanı var. Psikolog olduğunu söyleyen bir satış personeli, bizim bilgilerimizi almak için oturttu. Bunu da anlayışla karşıladım çünkü tanıtım karşılığında isim toplamak ve daha sonra bizleri telefonla arayıp satış yapmak da tanıtımın bir parçası. Biz gözüm Bade’nin üstündeyken bana içeriği anlattı ya da anlatmaya çalıştı. Gym ya da oyun salonuna ayrı ayrı üye olabiliyorsunuz.

Fiyatlar şöyle:

Bade 17 aylık olduğu için 18-22 aylık Waddlers grubuna dahil ediyorlar ve hem gym’e hem de oyun alanına  3,5 yaşın altında olduğu için annesi olmadan giremiyor.

GYM 8 hafta: 675 TL

Oyun alanı 4 hafta: 500 TL

Bir de üstüne 75 TL verirseniz ömür boyu üyelik kazanıyormuşsunuz. Bu da doğumgünlerinde ve çeşitli mağazalarda indirim demekmiş. İndirimin içeriği hakkında bilgim yok.

Sonra sizi gym alanına alalım dediler. Ben de Bade’yle beraber girdim ve bir genç bize daha önce anlatılanların aynısı anlatmaya başladı ama gym alanında yapılan hiçbir hareketi göstermedi. Arkadan uzun boylu bir görevli “hadi herkesi çıkaralım!” diye bağırdı ve bu çağrı üzerine 2 dk filan kaldık ve hiçbir şey anlamadan dışarı çıktık.

Bu arada gym ve oyun salonu denilen aktivitelerden de her gün yararlanmıyorsunuz tabii ki. Oyun salonu haftada 1 gün ve 2 saat. Gym için daha farklı bir tarife vardı tabii ki ama  hatırlayamıyorum.

Oldukça başarız geçen bu tanıtımdan hiç memnun kalmadığım gibi sistemin tamamen para tuzağı olduğunu düşünüyorum. Oraya tanıtıma gelen velilere de sürekli hadi çıkın denmesinden de çok rahatsız oldum ve bu sebeple gerçekten ileride göndermeyi düşünsem de bende olumsuz bir etki yarattı.

Image

Belly Band Alışverişi

 

Bade için sıklıkla ziyaret ettiğim http://www.unnado.com’da bir kampanyaya rastladım. http://www.mommyknowsbest.com.tr/ firmasının düzenlediği kampanyadan jeanslerle kolayca kullanabileceğim bir Belly Band/ Bel Bandı satın aldım. 15.haftaya girerken eski kotlarımın üstüne bu lastikli bel bandını geçiriyor, fermuarı ve düğmeyi kapatmıyorum. Görünmesini engellemek için uzun bir tunik ya da tshirt giyiyorum. Bu şekilde eski kotlarıma girebildiğim sürece kullanmayı planlıyorum. Oturduğum zaman da hiç rahatsız etmiyor.

Image

 

 Fotoğrafı firmanın sitesinden aldım ve kampanyayı beklemek istemeyenler için http://www.tuniko.com’da satıldığı yazıyor.

 Hamilelik kıyafetlerini pahalı ve demode buluyorum. Hamile kadınların genç kadınlar olduğunu düşünürsek neden babanne kıyafetleri üretiliyor hiç anlamıyorum. Son yıllardaki eğlenceli  gebelik tshirtleri bu durumu biraz kırsa da gene de aradığım gibi bir koleksiyon bulamadım. Asos’ta harika hamilelik kıyafetleri satılsa da, birkaç ay sonra kaldırılacak kıyafetlere hem de Euro üzerinden o kadar para vermek istemedim. Bir önceki hamilelik günlüğümde de üstümde bel bandı var. Biraz da dökümlü bir üst giydiğinizde, kimse anlamıyor benden size tavsiye.

Editor Mommy’nin Hamilelik Günlüğü 2: İkinci Trimester’dan Merhaba!

    Sonunda ikinci trimester’a girdim! Bugün 14+4 haftalık hamileyim. İkili testi anlattım, normal çıktı sonucu. Yorgunluk dışında rahat bir 12 hafta geçirdiğimi söyleyebilirim. Bulantım pek olmadı. Uyku ihtiyacım daha önceki gibi arttı. Bazen tabağımı kaldıramaz oldum. Tabii bu dönemde eşim çok yardımcı oldu, Bade’yle çok ilgilendi. Bazen altını değiştirmeye bile mecalim olmuyordu.

    Gelelim fiziksel değişimlere: Geçtiğimiz hafta iş için “gurme”lerle görüştüm ve kaçınılmaz olarak mideyi doldurdum. Bunun sonucunda aldığım yarım kiloyla 2 kg almış bulunuyorum. Hemen her gün spor yapamıyorum ama gün aşırı yapmaya çalışıyorum. Spordan kastım; yarım saatlik orta tempolu yürüyüş ve küçük ağırlıklarla oturarak çalışma. Toplamda esneme hareketleriyle 45 dakikalık bir egzersiz programım var. 16.haftadan itibaren pilatese başlamak istiyorum. Önce yogaya gitmeyi düşündüm fakat hamilelik yogasından ziyade fiziksel olarak daha aktif çalışabileceğimi düşündüğüm pilateste karar kıldım. Ya da ben öyle zannediyorum henüz denemediğim içinJ

    Karnım gün içinde yediklerimle şişse de, sabahları minik bir top gibi. Pek fazla çıkmadı henüz. Dışarıdan hamile olduğum pek anlaşılmıyor fakat ne zaman bir şeyler yemeye başlayayım hemen şişiyor ve bilenler “karnın iyice çıktı senin” diyor.

   Image

     Cinsiyeti bu sefer çok merak ediyorum. Aslında gerçekten sağlıklı olup olmadığını daha çok merak ediyorum ama bir kızım olunca, ister istemez ikincinin cinsiyeti daha çok önem kazanıyor. Çevremdekilerin bahislerinde erkek ön planda olsa da, ben bir kızım daha olacağını düşünüyorum. Belki kız bebeğe alıştığımdandır. Kız da olsa erkek de olsa çok seveceğim kesin!

    Haftaya kontrolüm var, o günü iple çekiyor ve güzel haberlerle dönmeyi umuyorum!