Baby Sensory Türkiye’de!

Bugün  İngiltere merkezli, Dünya’da 21 ülkede 600’den fazla şubede uygulanan erken dönem gelişim programı Baby Sensory ile tanıştım. İstanbul Ataşehir’de bulunan Baby Sensory,  doğumdan itibaren anne bebek arasında sağlıklı bağın kurulması ve bebeğin hayata en iyi şekilde başlangıç yapabilmesi için zengin duyusal uyaranlarla donatılmış eğlenceli etkinliklerin yer aldığı, bebeklerin en hızlı gelişim gösterdiği yaşamın bu ilk yılında onları desteklemek için geliştirilmiş tek bebek gelişim programıymış.

Image

İpek sabahtan beri uyumayıp da ben evden çıkmadan uyumaya karar verince onunla programa katılamasam da fikir edinmek için iyi ki gitmişim diye düşündüm. Uzm.Psk.Dan.Duygu Pekel Göksel’in anlatımıyla “Bebek İşaret Dili” etkinliği oldukça ilginçti.

“Bebek İşaret Dili Nedir?” diye soracak olursanız;
Bebek işaret dili; kısaca konuşma öncesi dönemde sizin ve bebeğinizin arasındaki sözlü iletişimi güçlendirmek için kelimelerle birlikte sembolik işaretlerin kullanılmasıdır. Bebek işaret dili kullanmanın bebeğinizin dil, zeka ve sosyo-duygusal gelişimine bilimsel olarak kanıtlanmış faydaları bulunmaktadır. İşaret dilinin görsel hafızayı tetiklediği için yeni bilginin bireylerin belleğinde daha uzun kalmasını ve algılanmasını kolaylaştırdığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır (Acredolo & Goodwyn, 1985, 1988; Goodwyn, Acredolo & Brown, 2000).

 Hangi anne bebeğinin neden ağladığını anında anlayıp çözüm üretmek istemez ki?

Anne-bebek arasında güvenli bağlanmanın oluştuğu dönemde geliştirebileceğiniz bu işaret diliyle, bebeğinizin erken dönem dil ve zeka gelişimini teşvik ederken sosyo-duygusal gelişimini de destekliyorsunuz. Etkinlikte, ilgimi çeken notlardan biri de bebeklerin 2 yaşından önce kendilerini başkalarının yerine koyup, onları anlayamamaları bilgisi oldu. Acı, sevinç, üzüntü gibi kavramları işaret diliyle daha erken öğrenip, kendini başkasının yerine koyan bir bebekle annenin bağı gelişir, bebeğin özgüveni artar ve gün içinde paylaşımınız arttıkça ikiniz de daha az hayal kırıklığı yaşarsınız. Şu anda Bade’de meşhur terrible two, iki yaş sendromuyla karşı karşıya olduğumuz için keşke bu dili daha erken öğrenip  uygulasaymışım diye içimden geçirdim. Ayrıca işaret dili kullanan bebeklerin sözcük kapasitelerinin işaret dili kullanmayanlara göre daha fazla olduğu ve ilerleyen dönemlerde yapılan IQ testlerinde daha iyi performans  gösterdikleri de belirlenmiş. 

Peki bu dili nasıl geliştirip, günlük hayatımıza entegre edebiliriz?

Genel kanı, bebekler 6 aylık olduğunda başlanması yönünde olmakla beraber annenin işaret dilini geliştirip, rutine dahil edebilmesi için daha erken başlanması öneriliyor. Örneğin İpek 2 aylık ve temel ihtiyacı süt, uyku ve altının temizlenmesi. Bunun için her süt istediğinde bir içme işaret yapıp, sözcüklerimle görselliği pekiştirmem gerekiyor.

Image

 

İhtiyaçlar, “bitti, teşekkürler, hoşçakal” gibi kelimeler ve nesneler için de ister bebek işaret diliyle ilgili kaynak kitaplara başvurarak nasıl yapıldığı konusunda fikir edinebilir, isterseniz de  bebeğinizle bu dili onun da yapabileceği kolay hareketlerle kendiniz de oluşturabilirsiniz. Burada önemli olan nokta, bebeğinizi mutlaka kitaptaki hareketi yapması için zorlamamalı ve ona uyum sağlayarak dili oluşturmanız olacaktır. Tabii bir de doğal olmak ve dili günlük hayatın içine katmak çok önemli. Bu dili geliştirmek için ayrıca bir zaman ayırıp çalışmak yerine bebeğinizle iletişime geçtiğiniz her anda kullanmakta fayda var.

Diyelim ki işaret dilininin temelini oluşturdunuz. Peki bebeğinizin bu dili öğrenip uygulayabilmesi nasıl olur?  Öncelikle bebeğinizin el hareketlerinize odaklanabilmesi gerekiyor. Bu işaretleri anlayıp size aynı işaretle cevap verebilmesi için de motor becerilerinin olması gerekir. Genelde 6 ila 9 ay arasında ilk işaretini kullanan bebekler eğer 6 aydan önce işaret diline maruz kalmışlarsa daha erken de ilk işaretini yapabilir. Tabii bebeğinizin ilgisini çekmek için mimiklerinizden yardım almanızda  fayda var. İşaretin kalıcı olması, tekrar edilmesi ve tekerlemeler ve şarkılar eşliğinde kullanılması bebek işaret dilinde dikkat edilmesi gereken noktalardan. Bunun için faydalanabileceğiniz bir müzik CD’si de etkinliğe katılanlara Baby Sensory tarafından hediye ediliyor.

Bebek İşaret Dilini oluştururken ayrıca Youtube’daki videolara göz atabilir, aşağıdaki kitaplardan faydalanabilirsiniz.

Image

 

Image

Baby Sensory Türkiye, en az 3 en fazla 10 bebek ve annenin yer aldığı sınıflarıyla 0-13 arası bebeklerin hem gelişimine katkıda bulunan hem de sosyalleşmelerini sağlayan bir merkez. 0-3 ay, 3-6 ay, 6-9 ay ve yürümeye henüz başlamamış bebekler için farklı sınıfları bulunuyor. İçerisi bebekleriniz için adeta bir cennet. Güvenli ve ilgi çekici. Haftada 1 gün, 1 saat bebeklerinizin gelişimine katkıda bulunurken siz de aynı ay aralığındaki annelerle paylaşımda bulunabiliyorsunuz.  5 ya da 10 hafta katılabildiğiniz gelişim sınıflarının yanı sıra, ebeveyn eğitimlerinde doğum öncesi hazırlık, doğum sonrası bakım, ek gıda, bebek masajı, alerjiler, ilkyardım gibi ebeveynlerin bilgi almak istediği konularda bilgi edinebiliyorsunuz.

Image

Bugün Baby Sensory ile tanıştığım için çok mutluyum ve en kısa zamanda İpek’le işaret dilimizin temellerini atmaya başlayacağım.

Siz de programları hakkında bilgi almak isterseniz,

Başvuru ve bilgi için 0216 317 10 08/info@babysensory.com.tr

Baby Sensory Ataşehir Adres:
Barbaros mah.Evren cad.No:56/A
Ataşehir/İstanbul

Advertisements

Çok Üzgün. Çok Öfkeli.

13 Mayıs 2014 Salı günü gerçekleşen Manisa Soma’daki iş cinayetinden ötürü birkaç gündür hiç tadım yok, sizler gibi. Bir şeyler yapmak istesem de yapamıyor, gelişmeleri gördükçe kahroluyorum. Üzgün olduğum kadar öfkeliyim de. Bu cinayetlerin sorumlularının da pişkin pişkin, hem olayın nedeni bilmiyoruz hem de olayda ihmalimiz yok demeleri çok çok öfkelendiriyor. Dünyada eşi benzeri görülmemiş bu ihmaller zincirinin yanı sıra bir kriz dönemi daha trajik nasıl yönetilir bilmiyorum. Şaşkınım, üzgünüm, öfkeliyim ve her geçen gün çoğalan kibir karşısında endişeliyim.

Mutsuzuz. Hep hayallerle avunuyorum. Mutlu bir ulus hayaliyle yaşıyorum. Çok mu zor? İmkansız mı? Biz gittikçe mutsuzlaşıp, acaba göç mü etsek diye düşünürken  eğer kalırsak çocuklarımız bu ülkede ne yapacak diye hayıflanıyorum.

Geçtiğimiz ay Türkiye’de Yasak Aşk adıyla vizyona giren, orjinal ismi Adore olan filmi izledim. Filmin konusu, beğenip beğenmediğim değil mevzu. Film, Avustralya, Perth Kıyıları’nda çekilmiş. Aynı doğal güzellikler hatta daha fazlası Türkiye’de de var ama biz güzelim kıyılarımızı halka kapatıyor, devasa her şey dahil oteller yapıyor, sonra o otellerde başka milletleri üç kuruşa konaklatıyor ama kendi halkımızdan birkaç gün için binlerce TL talep ediyoruz.

Ben bir noktadan sonra filmi bıraktım, yaşam koşullarına odaklandım. Kişisel mutsuzluklarını geçtim, trafik, felaket, geçim derdi gibi sorunlarının olmadığı, her sabah acaba kaç kadın cinayete kurban gitti, kaç çocuk tecavüze uğradı diye yüreği ağzında uyanmadığı, gecenin bir yarısında kalkıp da Twitter’a bakarak inşallah bir yerlerde olay çıkmamıştır, polis  insanların üzerine gaz sıkıp, TOMAlarla saldırmamıştır diye endişelenmek zorunda olmadığı, insanların özgürce yaşadıkları bir ülke hayal ettim.

Sonra film bitti.