33.hafta

“Ne kadar az kaldı! Her şey tamam mı? Bade’ye hamileyken neler almıştım? Daha çantam tam hazır değil! Süsleri de hazırlamam lazım! ve  en önemli sorum; ben iki küçük çocukla nasıl baş edeceğim?”

Vakit azaldıkça birçok anne adayının aklına gelen sorular  aklımda uçuşmaya başladı. 33. haftadayım ve planlı sezaryen olmak mecburiyetinde olduğum için belki 40’ı bile beklemeyeceğimiz aklıma geliyor. Allahım ne olur vaktinde birden doğum başlasın da ben normal  doğum yapayım diye geçirmiyor değilim ama doktorum kesin bir şekilde araları 23 ay, çok yakın riski göze alamam dedi ve benim boynum bükülüverdi. Çevremde gördüğüm herhalde en rahat hamile benim ama gelin görün ki, normal doğum için değerlendirilemiyorum. Neyse sağlıkla atlatalım da şu süreci, gerisi bir süre sonra teferruat oluyor.

Bu haftaya girerken biraz sıkıldım itiraf edeyim. Zira şöyle bir hesapladım da, son 2.5 yılımın 1.5 senesini hamile geçirmiş oluyorum. Tabii bünyede bir sıkıntı yapıyor ister istemez. Çook zengin olsam da, elimin altında 3 bakıcı olsa da, 3. hamileliği de düşünmüyorum şimdiden söylemesi. Rüyamda skinny jeans giydiğimi görüyorum, gardrobu açıp da istediğin kıyafeti giyebilmek ne güzel bir şeymiş onu anladım. Bir de canım ne isterse onu yemeyi, bir dilim pasta yiyince acaba ne kadar kilo olarak dönecek, bu haftalarda kilo alımı artıyormuş aman planladığım gibi 12 kg ile bitirmeliyim kavgasından da sıkıldım. Arkadaşımız Kanada’dan French Vanilla kahve yolladı, onu bile içemiyorum kalorisini gördükten sonra. İstediğim gibi antreman yapmak istiyorum, ağırlıklarımı 1 kg’a düşürdüm. Doktor, Bade’yi çok sık kaldırmamam gerektiğini söyledi fakat gelin görün ki, kendisi eteğimde “anneciiim kucak” diye geziniyor. Bu arada bu, evdeki ikinci haftam. Son dakikaya kadar tam gaz çalıştığım için birden işle ilgili bir şey düşünmek zorunda olmadığımı fark etmek de garip geldi itiraf edeyim.

Ayaklarım, ellerim şişmedi ve oturup kalkmada henüz zorlanmıyorum. Bugün annem geldi de, kendimi resmen kuaföre attım. İyi ki var şu anneler!

İpek kızım, 2 kg olmuş ve haftasıyla uyumluymuş. Suyu yeterliymiş , kordon filan yokmuş boynunda (çok şükür!) Artık kıyafetleri de hazır, sadece ütüsü kaldı. Yatağı henüz gelmedi. Emzirme koltuğumu evdeki pufla uyumlu bir şekilde kaplatacağım, aa gene yapılacak bir sürü iş varmış:))

En kısa zamanda tekrar görüşmek üzere!

 

 

 

İlkyardımı Ne Kadar Biliyorsunuz?

İlkyardım eğitimi hangi mesleği yaparsanız yapın herkesin bilmesi gereken bir konu ve çoğumuz gibi ben de anne olduktan sonra konuya kafa yormaya başladım. Bade 11 aylıkken sabah beraber kahvaltı ediyorduk. Salatalık yemeyi çok sevdiği için ben arkamı döndüğüm anda birkaç dilimi birden ağzına atmıştı. Baktım yutamıyor, panikleyerek elini boğazına sokup çıkarmış ve bir hışımla neredeyse soluk borusuna kadar kolumu daldırdığım için ağzından kan gelmesine neden olmuştum. O kadar korkmuştum ki ben ne yaptım diye canhıraş annemi çağırmış -30 dakikalık mesafede oturuyor-  ama sonra kanamanın devam etmediğini fark etmiştim.

Bugün İnternet Anneleri aracılığıyla ilkyardım konusunda Central Hospital’da düzenlenen bir eğitime katıldım. 27 aylık bir oğlu olan ve oğlunun başına banyoda talihsiz bir kaza gelince konuyla ilgili eğitim almaya karar veren bir anne Tüten Yolukar. Kendisine bu keyifli ve bilgilendirici eğitim için teşekkür ediyor ve aldığım notları sıcağı sıcağına sizinle paylaşıyorum. Bu notları okumanız en azından bilgi paylaşımı açısından yararlı olsa da imkânınız olursa benzeri bir eğitime katılmanızı tavsiye ediyorum.

Image

Önemli Numaralar:

Çocuğunuz iki yaşının üzerindeyse 112’yi tuşlamayı 1,1 ve 2 olarak öğretebilirsiniz. Bu şekilde acil bir durumda aranması gereken numaranın 1,1,2 olduğunun farkındalığını sağlamış olursunuz. Eğitimde tavsiye edilen numarayı 112 olarak değil de 1,1,2 olarak tek tek öğretmenin 112 deyince 100 ve 12 gibi bir karışıklık yaratmaması açısından önemli olacağı yönündeydi.  Aynı şekilde itfaiyenin ya da polisin numaraları da iki yaş üstü çocuğa oyun oynayarak öğretilebilir.

Ateş Konusu:

Anneleri en çok telaşlandıran konuların başında ateş geliyor. Çocuğumuzun ateşi yükseldiği zaman, kısa aralıklarla ölçüm yaparak takibini yapmak önemli. İlk iki saat içinde 37’den birden 38.5’a fırlayan ateş, çok yüksek olmasa da çocuğun havale geçirmesine neden olabilir. Aynı ateş sabahtan akşama bu değere ulaşıyorsa normaldir. Değerin dışında ateşin ne zaman ölçüldüğü de önem taşıyor. Yorgun ve terli bir çocukta ateş olduğundan daha yüksek çıkabilir ve bu durumda hemen ateş düşürücü ilaçlara yönlenmemek gerekir (Ben oldum olası beklerim ve Bade’ye hemen ilaç vermem).Bunun yanı sıra ateşi koltuk altından ölçmeye çalışın.

İlkyardımın Temeli:

İlkyardıma ihtiyacı olan kişiyi ilk başta omzundan hafifçe sarsmalı ve kendinde olup olmadığına bakmalısınız. Eğer kişi uyaranlara cevap vermiyorsa bebek, çocuk ve yetişkinlerde farklı müdahale yöntemleri vardır. Aşağıdaki yöntemlere başvurmadan önce mutlaka kulağınızı yaklaştırarak bir dakika içinde aldığı nefes sayısı ölçülmelidir.

Bebeklerde Müdahale (0-1 yaş arası)

112’i aramadan önce bebeklerde iki meme ucunun tam ortasına iki parmağınızı yerleştirin ve 2 kez ağzıdan hava üfleyin ve bu hareketi 30 basıyla devam ettirin (chest compressions). Toplamda beş tur yapın, sonuç alamazsanız hemen ambulans çağırın ve ilkyardım görevlisine ne olduğunu detaylı bir şekilde anlatın. Bu sırada ambulans gelene kadar basıya devam edebilirsiniz.

Çocuklarda Müdahale (1-8 yaş arası)

Omzuna vurun, cevap yoksa dilin boğazına kaçmasını engellemek için başını arkaya iterek ve çenesini hafifçe kaldırarak çocuğa baş-çene pozisyonunu verin. Bu şekilde dil nefes alma yolunu tıkamaz. Çocuğu sert bir zemine (yatağa değil) yatırın ve başının altına yastık koymayın. 5 nefes ve 30 bası yaparak ilkyardıma başlayın. Elini gırtlağına sokmayın ve ağız temizliğini serçe parmağınızla yapın. Unutmayın, bası sırasında göğüs kemiği kırılsa da kolayca iyileşebileceği için ilkyardıma devam edin.

Yetişkinlerde Müdahale

Omzuna vurun, cevap yoksa nefesten önce baş-çene pozisyonunu verin ve kalp masajına başlayın. İki elinizle bastırarak göğsü 4-5 cm içeri itin ve bunu 100 kez tekrarlayın. Bu arada horlayan bir eşiniz varsa baş-çene pozisyonu vererek horlamasını durdurabilirsiniz.:)

Baş-çene pozisyonu için ://www.youtube.com/watch?v=1XAShwwsVmg

Yanıklar:

1.Derece: Yanan bölgeyi en az 10 dakika soğuk suyun altında tutun e yanık yeri, mutfakta kullanılan streç filmle sarın. Bu hareket ancak deri bütünlüğü bozulmamışsa yapılabilir. Sağlık profesyonelleri yanık bölgenin üzerine hemen krem sürmenin daha çok kızarıklığa yol açabileceği konusunda uyarı yapıyorlar.

2 ve 3. Derece: Hiçbir şey yapmadan temiz bir bezle sararak kapatın ve hemen hastaneye gidin. (Konuşmanın sonunda size en yakın yanık tedavi merkezinin nerede olduğunu önceden saptamanızın hastane hastane gezmeden, geç kalmadan müdahale edilme konusunda önemli olduğunun altı çizildi.) Kıyafeti çıkartmakla uğraşmayın yanık bölgenin üstünü örtebilmek için kıyafeti kesin.

Elektrik Çarpması:

Tahta veya iple kişiyle elektrik bağlantısını kesin ve hemen 112’yi arayın.

Donma:

Ovma hareketini yapmayın. Ilık içecekler (ne soğuk ne sıcak) içirin ve ılık bir ortamda tutun. Islak kıyafetleri çıkartarak kuru giysiler giydirin.

Tıkanma:

Tıkanma konusunda dikkat etmeniz gereken öksürüp öksüremediğinizdir. Tam tıkanmalarda nefes alamaz, konuşamaz ve morarırsınız. Bu durumda bebekler hariç Heimleich manevrasını uygulayabilirsiniz. Bu manevranın nasıl yapıldığı konusunda videoyu izlemenizi tavsiye ederim: http://www.youtube.com/watch?v=tEIiEAn7b-U

Bebeklerde Tıkanma:

Herhalde her annenin en çok korktuğu ve korkudan katı gıda vermeyi bile geciktirdiği bir konu bebeklerde tıkanma. Bebek tıkandığında hemen bebeği döndürün. Sırtına yukarı doğru hızlıca ve sertçe vurun ya da bebeği sırtüstü yatırıp 5 kere bası yapın. Gene konuyu daha iyi anlamak için videoyu izlemenizi öneririm:  http://www.youtube.com/watch?v=yg15tNN4Dys

Bebeğin ya da çocuğun sırtına vurmayın, aksine bu tehlikeli olabilir.

Fındık ve üzüm gibi tam yuvarlak olmayan yiyecekleri bebeğinize verebilirsiniz, tam tıkanma olmayacak ve nefes borusundan nasıl geçireceğini öğrenecektir.

Kafatası ve Omurga Yaralanmalarında:

Kafatası ve omurga yaralanmalarında yaralıyı oynatmayın ve hemen 112’yi arayın. Sağlık görevlisine yardımcı olmak için dakika dakika hastanın durumunu not edin. Bu ilkyardım ekibine müdahale etmekte zaman kazandıracaktır. Düşmelerde kesinlikle ülkemizde sıkça uygulandığı gibi karga tulumba hastaneye taşımayın. Bu sebeple kurtulabilecekken zedelenmeden dolayı hayatını kaybeden yaralıların durumunu televizyonlardan mutlaka görmüşsünüzdür.

Kanamalarda:

Kanamalarda yaraya bası yapın ve 112’yi arayın.

Çocuğunuz ilaç ya da temizlik maddesi içerse:

Örneğin oğlunuz banyoya girdi ve Cif içti, bu durumda onu hastaneye götürmeden önce mutlaka içtiği Cif’i kontrol etmeli, ne kadar içtiğini sağlık personeline bildirmelisiniz. Aynı şekilde eğer çocuğunuzun ilaç içtiğini fark ederseniz ilacın adını ve ne kadar aldığını da sağlıklı ve yerinde bir müdahale için mutlaka hastaneye bildirmelisiniz. Eğitime katılan Central Hospital acil hemşiresi Deniz Hanım, bu konuda büyük sıkıntı yaşadıklarını belirtti çünkü panikleyen anne-baba çocuğun hangi maddeden ne kadar aldığına dikkat etmediğini söyledi. Hâlbuki müdahalede en önemli şeylerden biri ilacın kutusunu ve varsa prospektüsünü temin etmekmiş.

 Benim eğitimde aldığım notlar bu kadar, kuşkusuz iki saat içinde birçok konuyu konuştuk. Elimden geldiğince sizlerle paylaşabilmek için not aldım ama gene de ilkyardım bilgilerin tazelendirmesini gerektiren bir konu olduğu için zaman zaman çeşitli videolar izleyerek ve notlara bakarak kendimi güncellemem gerekir. Size de aynısını tavsiye eder ve yukarıdakilerin hiçbirini uygulamak zorunda olmayacağınız bir yaşam dilerim!


 

Avokado Soslu Makarna

Yeni yılın ilk yazısı bir yemek tarifi olsun dedim:)

Ben, börek, çörek yapmayı pek beceremem ya da daha doğrusu beceremem deyip işin içinden çıkmak galiba daha kolayıma geliyor. 🙂

Image

Vegan beslenme her zaman ilgimi çekmiştir. Hatta Stephan Tourles’in yazdığı Türkçeye “Çiğ Beslenmenin Enerjisi” adıyla çevrilen kitabın editörlüğünü yapmıştım. Kitaptaki bazı tarifler ülkemizde kolayca bulunacak malzemelerden oluşmadığı için o zaman o kadar da ilgimi çekmediğini hatırlıyorum. Bir süre sonra “ne yersek oyuz” sözünün gerçekten  doğru olduğunu gözlemledim ve mutfağımı mümkün mertebe katkı malzemesi barındırmayan yiyeceklerle doldurmaya çalıştım. İstanbul gibi bir şehirde, vakit darlığında bu her zaman mümkün olmamakla birlikte kızımın doğumdan sonra konuya daha da dikkatle eğilmeye karar verdim.

Kaynak göstermeden hareket etmeyi etik bulmuyorum. Tarifi cevizhane.org’dan aldım ama copy-paste yapmak yerine kendi kelimelerimle yazmayı tercih ediyorum.

Bade, kremalı makarnaya bayılıyor ama ben krema kullanmaktan çok hoşlanmıyorum. Avokado da yemesini istediğim için bu makarna tam bizlik oldu:

1 avokado (Avokado satın alırken orta yumuşaklıkta olmasına dikkat edin, çok sert olan avokadoyu birkaç gün bekletmeniz gerekebilir.)

Yarım limon (ben tam kullandım, tercihe bağlı olarak değişebilir)

2 kaşık zeytinyağı

3 diş sarımsak (Bade için biraz azalttım)

Yarım paket makarna (2.5 kişi için:)

Yarım çay kaşığı tuz

Karabiber

ve arzu ederseniz fesleğen ve süsleme için limon kabuğu

 

Makarnanın suyu haşlanırken  blender’da sarımsak, zeytinyağı ve limon suyunu karıştırıyoruz. Su haşlandıktan sonra 8-10 dakika pişireceğimiz makarnayı suya atıp üzerine tuz ekliyoruz. Bu sırada dilimlediğimiz avokadoyu blender’a ekleyip karıştırıyoruz. Sosun  krema kıvamını alması lazım. Haşlanan makarnaları süzüp -kimi vitamini kalsın diye az su koyuyor ve süzmüyor, aklınızda bulunsun- çukur bir kaba alıyor ve sosa iyice bulanması için karıştırıyoruz. Avokado dilimlendikten sonra saklanan bir yiyecek olmadığı için tüketeceğiniz kadar yapmanızda fayda var. Avokadoyla aranız olmasa da seveceğinizi garanti ediyorum:) Kremalı makarnadan farkı yoktu gerçekten. Cevizhane’ye tarif için teşekkür ediyorum ve değişik kaynaklardan görüp esinlendiğim tarifleri paylaşmaya devam diyorum!

Sıradaki hedef şekersiz brownie mesela;)

Image