Son Trimester’dan Önce!

Eveet, 26. haftadan bildiriyorum. Burası şimdilik halen iyi. Belimde ufak tefek sızlanmalar ve uzun süre bilgisayar başında oturamamalar başladı. 32.haftaya kadar ofiste olacağımı düşünürsek, bu dönemde sık sık ofis içinde volta atarken görülebilirim.

Geçen hafta 780 gr. ve 31 cm olan kızımı gördüm. Her şey haftasına uyumlu gidiyor çok şükür. Şeker testini başarıyla atlattım. Hatta muayene günü değil de ertesi gün teste gireceğimi zannederek uzun zamandır yapmadığım bir şeyi yaptım ve şirketin kahvaltılı toplantısında açma, makaron, kanepe gibi bilumum şekeri yükseltecek gıdalar tükettim ve doktordan önce hiç hayır diyemediğim Starbucks’un Toffee Nut Latte‘sini yağsız süt ve kremasız sipariş etsem de bir güzel içtim. Tabii doktorum, “Aç olmana gerek yok, şimdi de kan verebilirsin,” deyince, umarım şeker çıkmaz diye düşündüm. Neyse, bu kadar yüklenmeye çıkmadıysa zaten yoktur. Gebeliğin başından beri yaptığım düzenli egzersiz ve abur cuburlardan mümkün olduğu kadar kaçınma politikamın da katkısı vardır diye umuyorum. Fakat gelin görün ki, iki gebeliği arka arkaya geçirmem ve vitaminimi aksatmamdan ötürü demir ve B12 depom epey boşalmış. Günde 2 kez demir ilacı, vitamin, gün aşırı kalsiyum desteği, haftada 2 gün yeşil mercimek yemeği ve her gün yemem gereken zeytinyağlı semizotu da menüme dahil oldu.

Şimdilik kararlılıkla vitaminlerime devam ediyorum ama maalesef ilaç kullanma konusunda berbatımdır. Sürekli unutur ya da atlarım. Tabii bana kalırsa bu takviyeleri besinlerden alabilmek en iyisi ama özellikle ofis yaşamında her an her istediğini yemek mümkün olmuyor. Sabahları biraz hızlı bir rutinimiz var. 7’ye doğru kalkıyoruz, Bade’yi kaldırıyoruz, giydiriyoruz, sabah sütünü içiyor, bu arada ben şirkete götürmek üzere kahvaltı tabağımı hazırlıyorum ya da biraz vaktim varsa hemen yağda 2 yumurta yiyorum. (Bu arada yumurtayı da gün aşırı tüketmem gerekiyormuş). Eşimle Bade’yi indiriyoruz aşağı ve asıl gün bizim için başlıyor. 8 gibi şirkette oluyorum, akşam 6’da evdeyim. Eğer Bade o gün annemdeyse, baba-kızın gelmesi trafik yüzünden 8’i buluyor. Ben de ev işleri, yemek ve sporla bir dakika bile oturmadan onların gelişini bekliyorum. Belki kendine bu kadar yüklenme diyeceksiniz ama  spor için başka zaman yaratmam zor oluyor. Annem bizdeyse o gün, Bade yattıktan sonra – ki bazen 10’u buluyor- spor yapıyorum. Spor için bahaneler tükenmez çünkü. Hemen hiçbir zaman da “Şu anda hiç işim yok, spor yapabilirim,” durumu olmuyor!

Egzersiz & Kilo Alımı

26.haftaya girerken 7 kg aldım. Az da değil hatta bazılarına çok gelebilir (normal kilo alımı içinde devam ediyorum aslında) ama gene altını çiziyorum spor sayesinde daha az almış görünüyorum. Hatta ilk fırsatta, ilk hamileliğimde ve bu hamileliğimde aynı haftalarda çekilen fotoğraflarımı ekleyeceğim. Spor rutinim içinde mutlaka en az 30 dk.’lık tempolu yürüyüş, 30 ila 40 dk. arasında  hamile  yogası ya da  pilatesi yer alıyor. Haftada 5 gün yapmaya gayret ediyorum. Bu sayede günlük bel ağrılarımdan kurtuluyorum, daha huzurlu uyuyorum. Hareketlerimde özgürüm. Normal doğum planlarım içinde maalesef yer alamasa da, ne şekilde doğum yapacak olursanız olun mutlaka egzersize yer vermenizi şiddetle tavsiye ediyorum. Hatta bunu hamilelik dönemi ve sonrası diye ayırmamak lazım. Bu zamanla gelişen bir alışkanlık ve bu disiplini elde ettiğinizde spor yapmadığınız günler kendinizi rahatsız hissediyorsunuz. Gene de tek başıma bu disiplini sağlayamam diyorsanız profesyonellerden yardım almanızı tavsiye ederim. Büyük şehirlerin hemen her yerinde hamile yogası& pilatesi bulabilirsiniz. Normal spor salonlarında hamilelere uygun programlar pek bulunmuyor. Bunun için daha butik merkezleri araştırmanızda fayda var. İnsanoğlu tüm gün arabada, evde ya da bilgisayar başında ofiste oturmak üzere yaratılmamıştır. Vücudumuz hareket ister. Bunu hiç aklınızdan çıkartmayın. Yoksa bu gidişle “Wall-e” animasyonundaki ince kemikli, bol yağlı insanlara döneriz:)

wall-e

Günlük Menüm

Tabii ki iş sadece sporla bitmiyor. Hatta fit olmanın sırrı %80 ne yediğimizle ilgili. Kendimi hamburger, pizza, makarna ve pirinç pilavından mümkün olduğunca uzak tutuyor ve paketlenmiş gıda almamaya çalışıyorum. Tabii ki Dr. Canan Karatay gibi “köye gidip alın” demeyeceğim zira şehir yaşamında bunun sürekli hale gelmesi pek mümkün değil! Bu yüzden iyi bir beslenme alışkanlığı, sürdürülebilir olup olmasıyla yakından ilgilidir. Örneğin, süpermarkete gitmiyor muyum? Evet, tabii ki. Maalesef yakınlarda gidebileceğim organik pazar mevcut değil. Mümkün olduğunca erken gidip, yeni gelen sebze ve meyvelerden seçiyor, internetteki yaratıcı yemek sitelerinden hatta Pinterest’ten ilham alıyorum. Yemeğe çorbayla başlamaya özen gösteriyorum. Özellikle de kış aylarında tarhana çorbası favorim. Et varsa yanında mutlaka salata ve yoğurt tüketiyorum. Tuzu az kullanıyorum. Meyveyi abartmıyorum. Benim hatam az et yemem. Zaten kan sonuçları da bunu gösteriyorJ Eti biraz arttırmak planlarım arasında. Haftada bir gün de, canım tatlı çektiyse yiyorum. Sonuçta hayatın tatlı kaçamaklarından da kendimizi bütünüyle soyutlamamak gerek. Bir günde kilo vermediğinize göre, bir günde de alamazsınız! Özellikle bir arkadaşla tatlınızı paylaşmak en güzeli!

Aman Tanrım 24 mü?

 

Aklımda yığınla yazacak konu olmasına rağmen vakitsizlikten yazamıyorum. Aslında birçok şey yapmak istiyorum ama birçok planımı 32.hafta ve sonrasına erteliyorum. Haftaiçi zaten su gibi akıp gidiyor, sabah karanlıkta evden çıkıp, karanlıkta eve giriyorum. Bu sebeple öğle tatilinde azıcık güneş görsem hemen kendimi dışarı atıyorum ve yemek sonrası oto sanayinin içinde çalışıyor olsam dahi bir tur atıyorum.:)

Evet, bu haftaya kadar bir sıkıntı yaşamadan geldim çok şükür. Ayrıntılı ultrasona Bade’ye hamileyken girmemiştim ama bu sefer girmek istedim. Bir nedeni yok aslında, doktorum da seçimi bana bırakmıştı. Kızımın yüzünü birazcık gördüm çünkü elleriyle yüzünü kapatmıştı:) Her şeyin yolunda olduğunu öğrenip derin bir oh çektim.

Geçtiğimiz hafta sonu anneannemi kaybettik, hastaydı ve 87 yaşındaydı ama gene de insan sanki hiç ölmeyecekmiş gibi düşünüyordu. Sıralı ölüm olduktan sonra insan daha kolay atlatıyor galiba. Annem, dedemin vefatına göre daha metindi çünkü dedem ani bir kalp krizi sonucu vefat etmişti.

Ve benim asıl sorunum gene işe gitmek istememem…Ne oluyor bana hamilelik hormanları mıdır bilinmez ama o kadar ağır çalışıyorum ki kendime bile kızıyorum. İki ay daha sabretmem gerek izne çıkabilmek için. Evde de 3 günden sonra sıkılacağımı bile bile gene de o gün gelsin istiyorum.Bu sefer geçen sefer olduğu gibi “Sağıma yatayım, soluma yatayım, ay bir dizi daha izleyeyim,” de diyemem. Neticede çığlıklar atarak koşan, top oynamak isteyen ve “Anne kucaaak” diye bağıran bir minnak var evde.

Henüz pek ağırlaşmadım. Hamilelik yaşamımı kısıtlamadı diyebilirim. Halen Bade’yi kucağıma alıyorum, haftada 5 gün 1 saatlik sporumu yapıyorum, gereksiz kaloriden uzak durmaya çalışıyorum ama tabii ki gene de kaçınılmaz olarak kilo alıyorum. Kızımın zaten haftasına göre biraz ağır olduğunu öğrendik, en azından o alıyor diye düşünüyorum. Tabii bunlar kıymetli haftalar, 28’den sonra kimse durduramıyor beni tecrübeyle sabittir:)

Image

Ehmm…Bu da günün fotoğrafı olsun. Ofiste makyajsız halimle, biraz bezmiş:) Üzerimdekilerin hiçbiri hamilelik kıyafeti değil, pantolonu giyebilmem Belly Band sayesinde.

Biraz daha sık yazmaya gayret edeceğime söz vererek, benden şimdilik bu kadar der ve çekilirim.

Kızımın doğumu için aklımda süper planlar var, biraz yaratıcılığımı konuşturacağım. Bu detayları da gün yaklaştıkça paylaşırım.