Yolu Yarıladık: 20.Hafta

 

Günlük koşuşturma içinde kızıma doyamadığım hafta sonları hızlıca akıp giderken, artık kıpırdadığını hissettiğim bebeğimin varlığıyla hamileliğe yeniden adapte oldum.

Çıktı çıkacak diye her gün gözlemlediğim karnım artık hamile olduğumu herkese ilan ediyor. 20.haftalara merhaba dedik ve cinsiyetimiz de belli oldu: bir kızımız daha oluyor! Sağlıklı olması çok önemli fakat itiraf edeyim gönlümden de kız geçiyordu. Belki kızım olmasına alıştığımdandır. Tabii Bade Bahar’a hamileyken önce erkek zannediyorduk ve bu sefer, emin olmak için doktor ikinci defa kız olduğunu söyleyene kadar haber vermek için bekledik.

Kızımın yeni doğan kıyafetlerinin çoğunu ihtiyaç sahiplerine verdiğim için her şeye yeniden başladım ve ilk aylarda gerekenleri nasıl bu kadar çabuk unuttum diye düşünüyorum. Hamilelik çantasında ne bulunmalı başlıklı konuları tekrar okumam lazım. Puset, ana kucağı, oyuncaklar, bebek telsizi, göğüs pompası, sterilizatör –bu sefer gerekmeyeceğini umuyorum-  gibi ihtiyaçlar neyse ki yerli yerinde duruyor da onları tekrar almama gerek kalmayacak.

Geçen sefer olduğu gibi çikolata ve cipse düşkünlüğüm var ve bu sefer bu durumu kontrol altına almak için çaba sarf ediyorum. İki yıl önce bu konuda kendimi hiç frenlememiş, hiç egzersiz yapmamış ve kar sebebiyle eve kapandığım günlerde hamur işi ve tatlı konusunda kendimi geliştirmiştim. Tabii sonuçta doğum sonrasında kendimi spora vererek toparlamıştım. İkinci hamileliğimde birçok açıdan daha tecrübeliyim ve bu da kontrol etmemi daha kolaylaştırıyor. Artık hamileliğin, her şeyi yiyebileceğin bir dönem olmadığının fazlaca bilincindeyim. Arada kaçamaklarım tabii ki oluyor, sonuçta robot değilim ama mümkün olduğunca az ve sık porsiyonlar tüketmeye, kaçamak yapsam da yapmasam da haftanın 5-6 günü 45 dakikalık yürüyüş ve pilates programını uyguluyorum. Kilo alıyorum almasına ama sporun etkisinden olsa gerek iki yıl önceki hamilelik pantolonlarım üzerimden düşüyor. Bu sefer hamilelik pantolonu almamaya kararlıyım. Bir tane siyah tayt aldım, tuniklerle kombinliyorum, elbise giyiyorum ya da pantolonlarımı düğmesini iliklemeden hamilelik bandıyla kullanıyorum. Bir daha giymeyeceğimi umduğum hem demode hem de pahalı kıyafetlerden almaya niyetim yok. Anlayacağınız bu kış aylarında oldukça ekonomiğim tabii ne giyeceğim diye düşünmeme çok gerek kalmıyor ve işe giderken ya da dışarı çıkarken hızlıca hazırlanıyorum.

Kahve içmek benim için alışkanlık, kısıtlamakta zorlanıyorum ama doktorumun onayıyla günde iki fincan içiyorum. Genelde Türk kahvesi ve bir fincan filtre kahveyle günü kapatıyorum. Çayla aram zaten hiç yok fakat zaman zaman bitki çayı içiyorum.

Bade Bahar 18 aylık oldu, büyüyen karnıma ilgiyle bakıyor, kardeş ve bebek kelimelerini öğrendi, karnıma dokunarak “kardeş” diyor ama ne kadar bilinçli söylediği malumJ  Bu aralar istediği bir şey olmadığı anda ayağını sertçe yere vuruyor veya bağırıyor. Zor bir dönem zaten bizi beklerken, yeni bir bebekle işleri bir süre yoluna koymaya alışmakta zorlanacağımı tahmin ediyorum ama bir yandan da yaşamın getireceği yenilikleri kucaklayacağım anları dört gözle bekliyorum.

 Image

 Bendeniz 19.haftamın sonunda.Bu göbek biraz daha büyüdü bile.

 

Advertisements

Emzirme Semineri Üzerine

Emzirmek, anneler için zaman zaman komplike bir durum haline gelebiliyor. Bazı durumlarda doğal bir akış içinde rayına otururken, bazı durumlarda zorlamak ve sabretmek gerekiyor. Ben maalesef şanssız azınlık gruptanım. Doğumdan sonra doğal bir şekilde olacağını zannettiğim emzirme deneyimi bir kabusa dönüştü. Bade, emmek istemiyordu ve benim sütüm yoktu. Hastanede epey zorladık ama ikinci gün, hastane tipi pompayla çekmeye çalıştık. Gene de olmuyordu. Çıkan süt ağız sütüydü ve çok çok azdı. Hani eser miktarda derler ya, öyleydi.

Eve çıktık, durum düzelmedi. Sezaryen sonrasında biraz gecikme olacağını duymuştum ama gelen giden pek bir şey yoktu. Bade morarana kadar ağlasa bile zorladım ve memeyi kabul ettirdim ama tek memeyi. Bade emiyordu ama hala süt yoktu. Pompayla da deniyordum ama maalesef 5 cc bile anca çıkıyordu. Çevremdekiler telkinde bulunuyordu, şunu ye, bunu yap diye ama yok yok yoktu hiçbir şey. Ne yapacağımı bilemedim ve ne çıkarsa kardır diye Bade’yi emzirmeye veya mamasına çıkan sütü eklemeye devam ettim. 40 günün sonunda süt tamamen kesildi ve bizim emzirme serüvenimiz hüsranla sonuçlandı.

İstatistiklere bakılırsa 1000 anneden 998’i süt üretmeyi ve emzirmeyi başarıyor. Yani oldukça doğal bir durum ama bazı püf noktalara dikkat etmek gerektiğini ve süreci en başından doğru bir şekilde ele almak gerektiğine inanıyorum. Bizim yaptığımız en büyük yanlış sütüm gelmeyince Bade’ye biberonla mama vermek oldu. Her ağladığında emzirmeye çalıştığım halde, sütün yeterli gelmemesi Bade’nin çabucak mamayla doymasına yol açıyordu. Tabii bir de doğumdan sonra yaşadığım şok da psikolojimi etkiledi. Eve döndüğümüzde hem çok mutlu hem de ne yapacağını bilemez bir halde, dikiş ağrılarıyla baş ettiğimi hatırlıyorum. Aslına bakarsanız lohusalık süreci benim için en azından ilk 10 gün kabus gibiydi. 15.günün sonunda biraz daha rahatlamış ve dışar çıkar hale gelebilmiştim. Doktoruma gitmek için evden çıkıp metobüse bindiğim zaman çok mutlu olduğumu hatırlıyorum. Kısacası lohusalık, bitmesini dört gözle beklediğim nahoş anılarla dolu bir süreçti.

İkinci bebeğimde, doğum sonrası sürece daha çok hakim olmak ve istemediğim bir şey yapılmamasını sağlamak amacıyla annemi, eşimi ve doğum esnasında yanımda olacak herkesi tembihlemeyi düşünüyorum hatta telkinlere de başladım bile. “Sakın hemen mama vermeyin” , “Gereksiz insanları odadan çıkartın”, “İlk günler misafir kabul etmiyorum” gibi. Belki bu tutum size biraz sert gelebilir ama anne-bebek arasındaki o bağın kurulması için bazı durumlara müdahele etmeniz şart.

Geçtiğimiz cumartesi Bade’yi babaya emanet edip Bostancı’da bulunan Hello Baby mağazasında Piyon Emzirme Danışmanlığı’nın düzenlediği Emzirme Semineri’ne katıldım.

*İlk yarım saat içinde bebeğin emzirilmesi gerekli.

*Bebeğin direkt meme ucuna götürülmesi yerine, memeye yaklaştırılması ve sürecin doğal bir şekilde işlemesi önemli.

* Mama vermek gerekirse kaşıkla ya da feeding cup denilen besleme kaplarıyla verilmesi biberona alışmaması açısından faydalı olur.

* İlk günler meme ucunuz yara olursa koruyucu uç kullanmakta fayda var.

*Memeniz ilk başlarda kanarsa bile emzirmeye devam edin çünkü sizin vücudunuzdan bebeğinize geçecek zararlı bir şey yok.

*Bol su için. Hamur işi ve tatlı süt yapmaz, yalnızca kilo yapar.

*İlk günlerde bebeğinizin midesi bir pinpon topu kadardır. Bu sebeple kısa süreli emse bile doyacaktır.

* Bebeğinizle iletişimizin en iyi seviyede olması için emzirirken sizin de rahat olmanız gerekmektedir. Bu sebeple psikolojik açıdan iyi hissetmeniz, sakin ve rahat bir ortamda emzirmeniz önemlidir.

Ben bu seminerde aldığım notlara çok şaşırdığımı söyleyemem tabii ki ama gene de kendi hatalarımı fark etmem ve ikinci lohusalığa psikolojik olarak alışmam açısından kendimi daha iyi hissettim. Sonuçta her şey beyinde bitiyor fakat hiçbir şey dünyanın sonu değil bunu da unutmamak lazım. Eğer yazımı okuyan ve benimle aynı durumu paylaşmış olanlar varsa şunu hiç unutmasınlar: Emzirmek ya da emzirmemek anneliğin ölçüsü olamaz. breastfeeding